‘Kıyamette hepinizden şikâyetçiyim!’ Bu çığlık hepimize, özellikle evlilik çağında kızı ve oğlu olan bütün Müslüman babalara

Kaybeden genç..
Selamünaleyküm Hocam. Bu mektubu, bütün insanlara ulaşsın diye sizlere gönderiyorum. Bir evlat olarak bütün babalara sitemim var. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in, ‘ancak köle pazarlarında bulundukları zaman evladı onu parayla alıp özgürlüğüne kavuşturursa hakları ödenebilir’ dediği babalara çağrım var. Duysunlar istedim feryadımı. Bu çığlık bütün Müslüman babalara, bu çığlık bütün Müslüman babalarına…
Lisans mezunuyum. Şu anda Rusya’da yüksek lisans yapıyorum. Babaları ilgilendiren kısmı ise şu; 26 yaşında ve hala bekarım. Üniversite hayatım boyunca Müslüman delikanlıların yetişmesi için gayret eden Müslüman kardeşlerime yardımcı olmaya çalıştım. Mezun olmama bir yıl kala babama, beni evlendirmelerini söyledim. İlk olarak ciddiye almadılar. Sonra bir iki defa daha söyledim. Ciddi olduğumu fark ettiklerinde de ‘bari okulunu bitir, hemen evlendirelim.’ dediler. İnandım ve okulumun bitmesini bekledim. Ve sonunda oruç tuta tuta mezun oldum. Ve aileme, mezuniyet haberini götürdüm sevinçle. Ama hiç sevinmediler. Çünkü okulum bitti ama daha işe başlamamıştım. ‘Beni evlendirin, okulum bitti’ dediğimde ‘çok borcumuz var, millete rezil olmayalım. Biraz çalışın, kendimizi toparlayalım. Sonra hemen düğün yaparız.’ dediler. Gerçekten de çok borcumuz vardı. Zira okulu, akrabalardan aldığımız borçlarla bitirdik. Nihayetinde borçların ödenmesi gerekiyordu. Borçların da bitmesini bekledim. Yaklaşık bir yıl sonra artık borcumuz bitti ve evlenebilirdim artık.

 

    Babamın yanında anneme ‘Borçlarımız da bitti artık. Etrafa bakıyor musunuz?’ dediğimde babam ‘ya karşı taraf kızı verdikten sonra biz düğün masraflarını çıkaramazsak!’ dedi. Neticede haklıydı babam. Zira ortalama bir düğün 40.000 (kırk bin) liraya mal oluyor. Çeyiz ve beyaz eşyayı borcla alabileceğim Müslüman kardeşlerle görüştüm ve onlar da böyle bir durumda bana seve seve yardımcı olabileceklerini söylediler. Ancak altın borçlanmasının caiz olmadığını öğrenince biraz daha beklemeye karar verdim. Altı ay sonra ürün hasılatından altın alacak kadar para geçti elimize. Yine babama geldim. O da diğer masraflar için ya kredi çekeceğini ya da benim diğer ürün hasılatına kadar beklememi istedi. Mezun olalı iki sene geçti ve ben hala bekardım. Babamın beni bekletmekte kararlı olduğunu görünce Yurt dışına çıkmaya karar verdim. İmtihan ile başvurduğum ilk üniversiteden kabul belgem geldi. Ve işlemlerimi hallettikten sonra üç hafta önce Rusya’ya geldim.

 

    Ben kesinlikle masum değilim. Kendimi temize çıkarma gayretinde değilim. Her ne şartta olursa olsun Allah’ın istemediği bir yolda olmamam gerekiyor. Ancak tek suçlu da ben değilim. Tek suçlu babam da değil.

 

    Şu anda Rusya’dayım ve kaldığım yurtta aylık kişi başı 120 TL gibi bir paraya kalıyorum. Aynı yurtta kalan evliler, iki kişilik odalarda toplam 100 liraya kalıyorlar. Üstelik evli olanların sayısı hiç de az değil. Çocuğu ile okula gelen bile var ve kimse ayıplamıyor. Üstelik Rusya, fuhuş yuvası olarak bildiğimiz bir ülke ve bakire olmak ayıpsanıyor ama zina hiç de ayıpsanmıyor. Böyle bir Rusya’da devlet evlilere, çok daha düşük fiyata yurt hizmeti sunuyor. Üstelik on sekiz yaşından sonra aileden bağımsız hareket edebildikleri için evlenecek gençlerin kız tarafına ödeyecekleri yüklü miktarda altın derdi yok. Evlenmek için servete hiç gerek yok. Daha önce dört aylığına Polonya’da da kalmıştım. O yurtta da evli çiftlere benzer kolaylıklar sağlanıyordu. Yine Polonya’da şahit olduğum bir düğün anısını paylaşmak istiyorum. Karşı binada bir genç, ikinci katın penceresine hoparlör yerleştirdi. Ne olduğunu, akşam saatlerindeki bağrışmalardan anladım. Pencereden baktığımda, o gündüz pencereye konan hoparlörden müzik çaldığını ve aşağıda da biri takım elbiseli bir erkek, beyazlar içinde bir kız ve etraflarında da şampanya patlatıp çığlık atan onbeş-yirmi kız ve erkek arkadaşlarını gördüm. Gözlerim dolmuştu bu manzarayı izlerken. Gençlerin ne anneleri vardı düğünde ne de babaları. Üstelik zina etmeleri önünde hiç engel yokken neden evleniyorlar ki dedim kendi kendime. Diğer taraftan biz Müslüman gençler, neden bu kadar kolay evlenemiyoruz? Ailelerimiz neden bu kadar korkuyorlar evliliklerden? Neden çok masraflı bir düğün bu kadar cazip geliyor ailelerimize. Erkeklerimizi evlendirirken kız tarafından beklediğimiz kolaylıkları, kızımızı verirken biz karşı tarafa neden göstermiyoruz?

 

    Babalara sesleniyorum, yarın Allah’ın huzurunda hesap vereceksiniz. Sizin insanlar dalga geçer diye çekindiğiniz takılara, şanlı düğünlere, o güzel çeyizlere hiç ama hiç Allah değer vermeyecek. Topladığınız o altınlar, sizin ağır gelmesini istediğiniz tarafa konulmayacak maalesef. Şunu iyi bilin ki, sizin evliliğini ertelediğiniz kız ve erkek çocuğunuz zina yapıyor haberiniz ola. Üniversitede çok hanımefendi, beyefendilerin konuştukları, aynı evde kaldıkları bir partnerleri var. Babalar ve anneler bu gerçeği kabul etmeyeceğinizi biliyorum çünkü işinize gelmeyecek ama uykunuz kaçsın. Üniversiteye bekar gönderdiğiniz kızınız okulda zina yapıyor, haberiniz ola. Okuldaki oğlunuz zina yapıyor haberiniz ola. İnanmıyor musunuz? Sadece bir gününüzü ayırın ve gidin herhangi bir üniversitenin önüne. Ve sadece bir saat oturun ve muhasebenizi kendiniz yapın. Ayrıca 20-25 yaşlarında bekar haliyle aynı ortamda kalıp zina etmiyorlarsa hala, o oğlunuz ya da kızınızda sağlık sorunları vardır.

 

    Babalara sesleniyorum, bu evlenemeyen gençler yarın Allah’ın huzurunda sizden şikayetçi olacaklar. Çünkü siz, sudan bahanelerle ya kızınızı vermediniz ya da oğlunuzu evlendirmediniz. Evlenemeyen ve bu sıkıntı ile bunalımlı günler geçirip kaçan ve davasından vazgeçen bir genç olarak ben, şikayetçiyim Ya Rabbi. Beni evlendirmemek için türlü bahaneler üreten babamdan şikayetçiyim. Fakir olduğum için bana kızını vermek istemeyen bakkal amcadan, işsiz olduğum için kızını vermeyen fabrika sahibi (dernekler nezdindeki o hayırsever işadamından!!!)’nden şikayetçiyim Ya Rabbi. Bir Müslüman neslin inşasındaki en önemli basamak olan evliliği önemsemeyen Müslümanlardan şikayetçiyim Ya Rabbi. 25-30 yaşındaki Müslüman gençlere ‘Hala gençsiniz, sakın ola evlilik için acele etmeyin’ diyen Müslüman ağabeylerden şikayetçiyim Ya Rabbi. Evlenemediği için kendini haramların pençesinden kurtaramayan ve davasını kaybeden, yolunu kaybeden şahsımdan şikayetçiyim Ya Rabbi.

 

    Şuur nasip et. Hesabın sadece sana verileceği şuurunu beyinlerimize işle. Bu dünyanın gelip geçici olduğunu anlamayı ve bu anlayışın gerektirdiği şekilde yaşamayı nasip et. Uyandır bizleri Ya Rabbi. Uyandır ki uyandırmaya vesile olalım.

Sevgili genç,
Taze umut,
Mahzun gül dalı,
Sempatik âsi,
Nazlı mehcûr,
Garip delikanlı,
Selamünaleyküm.
Yazını okudum, tekrar okudum ve üzerinde tefekkür ettim. Senin bana yazdıklarında mübalağa yapmış olmanı isterdim. Zira sen, o yazıdaki sen değilsin. Sen benim gözümde ümmetimin çiçeğisin, tohumu Medine’den getirilmiş fidanımsın. Müteessif bir gözle yazına bakıp durdum. Sana dualar ettim. Arkadaşlarımla yazını paylaştım, senin üzerinden gençleri düşündük; onlar da sana dualar etti. Dualarımız seninle delikanlım, sen de bizimlesin biiznillah.
Sana söyleyeceklerim var güzel gencim. İsterim ki babandan bulamadığın ilgiyi sana gösteren bir ağabey olarak beni görüp bu sözümü dinleyesin. Sonra da bana dualar edesin. Şimdi bugün ve yarın sen var da ben yokken dualar edesin. Sende bu ümmetin açacak çiçeklerini görüyorum.
Dinle beni:
– Evlenmek senin işindir. Bu işi babana havale etmekte çok da haklı değilsin. Baban hata ediyor ama sen namazını kendi sorumluluğun olarak gördüğün gibi iffetini de kendi sorumluluğun olarak görmeli idin. Böylesi bir tavır, ‘kız verilirlik’ niteliği bakımından daha iç açıcı olurdu.
Diyeceksin ki, babam destek olmazsa masrafları ne yapacağım? Ben de derim ki, mobilya ruhlu kızla evlenmezsin. Seni insan ve Müslüman olarak beğenen ve kendisi de mobilyamsı değil insan olan biri ile evlen. Nihaî çözüm de budur zaten.
– Eğer Rabbim seni, imtihan etmeyi murat etti ise ve bu imtihanın da ‘söz konusu Allah ve rızası olunca ne kadar sabredeceğin’ şeklinde ise neden itiraz edesin ki? Ara ve evlenmeye çalış ama sabırlı bir mü’min olarak ara aradığını, tamam mı?
– Sakın şeytanı güldürmeyesin. Babanın düştüğü hatanın değişiğine sen de düşersen şeytanı iki kere sevindirirsin. Aman dikkat et!
– Kendini meşgul et. Bir dakikan bile boş kalmasın; şeytan en çok vaktinde boşluk olanları sever, sevdirmeyesin kendini ona.
– Arkadaş sayını artır. Namaz kılan ve öldükten sonra dirilip hesap vereceğine iman eden arkadaşlarını çoğalt. Onlarla dünya gündeminden öğrenci gündemine kadar pek çok konuda konuşun, yazın, yorum yapın.
– Gezmeyi dinlenme ve efkâr dağıtma aracı olarak kullanabilirsin.
– Dua silahını bir an olsun kenara bırakma!
Aramaya devam et. Çocuklarının adını bile hazırlaya dur sen. Planlarını yap. Bir de kaderi ve kaderi yazanı unutma!
Güzel gencim,
Dilerim Rabbimden derdinin çaresi kısa zamanda bulunur. Açıl sen dua okyanuslarına, bulsun seni kaderin.
Şeytanın önüne çıkaracağı ve senin dünyanı da ahiretini de eritecek tehlikeli yollardan korunasın ebediyyen.
Allah’a emanet olasın.
Selamünaleyküm.
facebook.com/nureddinyildiz
twitter.com/nurettinyildiz