Kadın parfüm kullanabilir, kuaföre gidebilir mi?

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

Bu videonun sesini bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

‘Kadın parfüm kullanabilir, kuaföre gidebilir mi?’ adlı videonun yazılı dökümanı aşağıdadır.

Kadın parfüm kullanabilir, kuaföre gidebilir mi?

Kardeşler, burada bir nokta koyup başka bir ayrıntıya gideceğiz…
Kadın iki türlü bakınca kocasını mutlu eder. Birincisi; suratını, savaştan dönmüş binbaşı gibi, böyle erlerine talimat veren bir suratla bakmaz kocasına. En ağır pozisyonlarında, sıkıntılı anlarında, annesinin babasının öldüğü bir günde bile kocasıyla birleşince ona koca olarak bakar. Her an tabii güzellik taşır; bir. İki, şu çok önemli bir ayrıntı; biz Müslümanlar olarak, kuaför, parfüm, terzi, güzelleşme, bakım, boya, krem gibi kelimelere lanetli kavramlar olarak bakıyoruz, doğru. Ama kızlarımız kadınlarımız, kocaları dışındaki herkes için bu boyaları kullandığından dolayı böyle bakıyoruz. Müslüman kadın en lüks kuaförde saç yaptırmalı ama o saçı kocasından başkası görmemesi için. En güzel parfüm, en pahalı parfümleri, kocasının sevdiği bütün parfüm türlerini kullanmalı kadın, kullanmalı. Ama kocası dışında misafir geleceği zaman banyoya gidip o parfümleri yıkayıp gidermeli üzerinden. Kocasına güzel görünen, misafir gelince de sıradan eteğini giyip oturan kadın saliha kadın. Şimdi, şimdi… Düğüne gidiyor kadın, kırk kadından hangisi gelindir, üzerinde yazmasa anlayamıyorsun, hepsi gelin gibi giyinmiş, hepsi gelin gibi. Buna lanet ediyoruz işte, gelinin yanındakiler, damadın ablaları, kardeşleri, kardeşlerinin tanıdıklarının okuldaki arkadaşları… Herkes gelinleşmiş! Kimi kime gösteriyoruz? Üç çocuklu kadın da orada gelin gibi giyinmiş gelmiş, bekârı da gelin gibi giyinmiş gelmiş; lanet yağan budur. Şimdi, buna lanet ediyoruz diye Müslümanlar, hanımlarının bakımsız olmalarını iddia edemezler, isteyemezler. Kadın bakım yapacak. Hem Allah’ın verdiği tabii, fıtri güzellik, bakınca erkeği şok edecek hem de kadın üstüne gayret edecek. Bu da Rasulullah’ın emridir, aleyhissalatü vesselam. Bu da sekiz buçuk senede altmış üç adet savaş yöneten, mücahitlerin sultanı Muhammed aleyhisselamın hanımlarından, o kıtlık şartlarında, o parfümün otlardan suya kaynatılıp yapıldığı zamanlarda, hanımlarından ve ashabın hanımlarından kocalarına karşı yapmalarını istediği şeydir. O kıtlık şartlarında, o cihat günlerinde, o İslam’ın devlet olsun diye gecelerin gündüzleştirildiği günlerde bile kocalarına karşı bakımlı olmalarını, normal suyla değil parfüm kokusu verecek çiçeklerin kaynatıldığı suyla banyo yapmalarını emretmiştir aleyhissalatü vesselam efendimiz. Biz İslam’a iman ettik. Hayatı olduğu gibi kuşatan dine iman ettik. Sadece teheccüd kılan değil, geceyi yatak odasında en güzel zevklerle geçirmeyi de ibadet olarak emreden Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme ümmet olduk, elhamdülillah. Bunun belgesi ne biliyor musunuz? Cabir radıyallahu anh diyor ki: “Bir gün bir gazveden dönüyorduk [lütfen dikkat edin! Gazve, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin de katıldığı savaş demek. Buhari ve Müslim’den hadisi şerif naklediyorum.] Medine’ye yaklaştık, akşama az bir vakit kaldı. Karanlık olmadan gün ışığıyla Medine’ye girecektik. Medine’ye az mesafe kalınca buyurdu ki: ‘Yeter! İlerlemeyin. İlerlemeyin. Şimdi biz Medine’ye tam gireceğimiz zaman insanların yatağa girdiği zaman olacak. [Çünkü Medine’ye, diyelim beş kilometre kalmış, tasvir için söylüyorum. Bu beş kilometreyi biz yürüdüğümüzde tam yatma saatine rastlayacak. Diyelim ki, saat altı gibi Medine’ye yaklaşmışlar, henü güneş batmamış ama bi’ beş kilometre kalmış. Beş kilometreyi yürüyünce yatsı da kılınmış olacak bir saate rastlayacaklar, herkes yatacak.] Bu saatte girmemiz doğru değil, şöyle biraz daha bekleyelim, mola verelim burada. [Şu cümleye dikkat ediniz: ‘Mola verelim, şöyle gece yarısı gibi olsun, Medine’ye sabaha yakın girelim.’] Niçin ya Rasulullah? Kadınlar şimdi yatıyorlar, saçları başları dağınıktır. Biz onları hazırlıksız yakalamış olmayalım. Medine’ye geldiğimiz belli olsun. [Cümleye dikkat ediniz, Müslim ve Buhari’den hadis naklediyorum] ‘Tıraş olacak kadın tıraşını olsun, saçını düzeltecek kadın saçını düzeltsin, evlerimize öyle girelim.’” buyurmuş naziklerin sultanı peygamberim benim, sallallahu aleyhi ve sellem. Şu nezakete bak! Ve cihattan, Allah için kılıç kuşanmış bir orduyu karşılaması gereken evlerdeki kadınlara tavsiye edilen hazırlıklara dikkat et sen! Ve İslam bu, Rasulullah’ın getirdiği İslam -aleyhissalatü vesselam- budur. Ne diyor? Bizim ansızın gelmemiz, tıraşı olmamış, saçı düzelmemiş, ağzı kokan kadınlarla karşılaşmamıza sebep olur. Dışarıda mola veriliyor, içeri girdikleri saat kadınları ansızın yakalamayacakları saat olsun istiyor. Aile düzeninde merhamet ve erkeklik, al sana erkeklik işte, erkeklik! Ve al, saliha kadın. Allahuekber dediklerinde o ordu, onların katrilyonlarca fazlası melekler de onlarla beraber saf tutmuşlardı. Başlarında Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemle beraber cihat ettiler. Döndüklerinde, şöyle bir şükür namazı kılalım, oturup tesbihat yapalım demiyorlar da, kadınlarımız bu arada tıraşlarını olsunlar, saçlarını başlarını düzeltsinler, kıyafetlerini düzeltsinler, cihattan dönen kocasını kadın, bu şekilde karşılasın, Allah’ın gazilik vasfı ile mübarek yaptığı bir orduyu bir de şöyle yatak odalarında tebrik etsinler diyor sallallahu aleyhi ve sellem. Bu nedenle Buhari ve Müslim, kitabında gece kadınlara ansızın baskın yapar gibi kocalarının gelmesinin yasaklığı diye bölüm açmış.