İmanlı gençler! Ağlatmayın toprağımızı, kurutmayın pınarlarımızı, yıkmayın surlarımızı!

Selamünaleyküm hocam,
Allah’ın rahmeti sizin gibi daima hakkı anlatan, ilmi ile amil insanların üzerine olsun. Hocam, üniversite öğrencisiyim. Lise ve orta okul yıllarımda Allah’tan uzak yaşardım. Dinimi tanımak ve öğrendiklerimi hayata geçirmek için ilim öğrenmez ve öğrendiklerimi de öğretmeğe memur olmazdım. Şimdi Allah’a çok şükür ki Allah hidayet nasip etti de çok kötü bazı alışkanlıklarımdan döndüm inşallah. Hocam, önceden kul hakkı yedim. Hocam, helalleşirken özel durumların söylenmesi gerekir ki tam anlamıyla helalleşme gerçekleşsin. Önceden gıybetini ettiğim, iftira attığım insanlarla helalleştiğimde, direkt olarak özel sebepleri bildirmeyip, “kardeşim, önceden kul hakkına dikkat etmezdim. Senin de kesin hakların geçmiştir bana maddi manevi. Bana bildiğin bilmediğin tüm haklarını helal et” derdim. Onlar da helal ederdi. Hocam, helalleşirken tüm helalleşme sebeplerini bildirmek en güzel olanıdır. Helalleşirken yaptığım edepsizlik ve hayasızlıktan dolayı utanıyorum direkt olarak özel sebepleri bildirmeğim için. Ama bu şekilde, ‘bildiğin bilmediğin bende ki tüm haklarını helal et’ diyerek çok sayıda insanla helalleştim. Bu kul haklarından kurtuldum mu ben?
Hocam 2. sorum, okula giderken çok sayıda toplu taşıma aracına biniyorum. Yaz geldi. Haliyle insanlar, Allah’tan habersiz veya haberi olup da bunun şuurundan mahrum olarak çok açık giyiniyorlar. Hocam, o açık giyinen insanlara elimden geldiği kadar bakmıyorum inşallah. Ama otobüsün çok kalabalık olduğu zamanlarda yere veya havaya bakıp korunmaya çalışıyorum. Hocam, havaya veya yere göz zinası yapmamak için baktığımda, yine de kadınların saç veya kolları, yani bakılmaması gereken yerleri göz açıma giriyor. Direkt olarak bakmıyorum ama kadının saçlarının açık olduğunu göz teması kurmadan da anlayabiliyorum. Ben bu durumda günah işlemiş oluyor muyum?
Hocam, Allah’ın izni ile, onun rızasına uygun olarak yaşamayan ama hiç değilse bunun bilincinde olmaya çalışan gençleriz. Hocam, ben ve birçok arkadaşım sizleri çok seviyoruz. ALLAH sizden ebediyen razı olsun. Bize ebedi hayatımız için ne öğüt verirsiniz?
Hocam, şu fani hayatta ne yapalım ki, Rabbimiz bizleri o kutlu sahabelerle cennette komşu eylesin?
Selamünaleyküm.

Aleykümselam.
Güzel kardeşim,
Hepimiz bir mücadelenin içindeyiz. Gençler olarak siz, bir yandan daha ağır imtihanlara muhatapsınız, bir yandan da işiniz daha kolaydır. Rabbim sizi muhafaza buyursun. Size bütün yüreğimle dua ediyorum. Sizden her bir mü’min genci ellerimle kaldırıp Arş’ı taşıyan meleklerin önüne koyacak kadar kaldırasım geliyor. Sizin ibadet heyecanınıza imreniyorum. Sizin bereketinizle Rabbimin beni de mağfiret buyurmasını umuyorum.
Bir bilseniz kıymetinizi. Ah bir bilseniz!
Bir bilseniz sizin namazınız, sizin Kur’an okumanız ne demektir bunu bir bilseniz!
Bir bilseniz sizin gözünüzü haramdan korumanızın bedelini.
Bir bilseniz o haramdan koruduğunuz gözlerinizle Allah’ı ve cemalini nasıl göreceğinizi, bir bilseniz güzel kardeşim benim, bir bilseniz!
Sizin şu iman heyecanınıza kalp mi dayanır, beyin mi dayanır.
Allah Teâlâ sizi muhafaza buyursun.
Ümmetimin, şu merhum ümmetimin açık geleceği olarak sizin varlığınız gecemizi aydınlatmaktadır.
Siz bu ümmetin fidanlarısınız. Rabbim sizi, üniversitelere, meydanlara, caddelere, evlere, mescitlere dikti de büyüyün ve Kur’an yücelsin diye murat etti. Sizinle umutlanıyor, sizinle titreyen göz kapaklarımızı nemlendiriyoruz. Sadece ben değil, belki mezarındaki İskilipli’den adı bilinmeyen nice şühedaya kadar niceleri, melekler, okyanuslardaki balıklar size dualar ediyor. Sizin ayağınız kaymaya görsün sizden önce, o size dua edenlerin semaya uzanmış elleri yere düşer sanki. Siz ağlamadan melekler ağlar sizin yıkılmanıza.
Bu topraklar sizi bekliyor asırladır. Biz sizi nasıl bir otobüsteki harama feda edebiliriz; sakın ha, siz yarınsınız, siz umutsunuz. Eğer birileri muhakkak yanacaksa biz yanalım, siz yarınki Kur’an nesli olarak dik ve pak durun, tavizsiz durun. Yerler ve gökler sizin şenliğinize hazırlanırken hayalleri çökertecek hata sakın yapmayın. Ağlatmayın toprağımız, kurutmayın pınarlarımızı, yıkmayın surlarımızı.
Güzel kardeşim, mü’min gencim, Arş’ın misafir adayı delikanlım!
İşi evhama götürmeye gerek yok. Bizim fıkhımız vardır. Dinimizin çaresizlik bölümü yoktur. Biz size çare buluruz, siz yeter ki heyecanınızı ve ihlasınızı azaltmayın.
* İmanla ilgili hiçbir konuyu, modernizasyona açmayı kabul etmeyin. Sahabe neye inandı ise ona inanın. Ebu Hanife’nin peşinden gitmeyi şeref bilin. İmanla ilgili bir konu tartışılacaksa kulaklarınızı beton doldurun da tek bir tartışma kelimesi girmesin içine.
* İman meselesinden sonra en önemli işiniz haramlardan kaçmaktır. Haramlardan kaçmak, farzları yapmaktan da önemlidir. Zira haram, kabınızı deler. Delik kaba ne farz koyabilirsin ne de nafile. Bunun için sizin, imanın bu asırdaki filizleri olarak haramlardan kaçmak diye bir davanız, imanınızın zorunlu gereği olarak var olmalıdır.
* Sonraki meseleniz de, Allah’ın farzlarını ayakta tutma mücadeleniz olsun. Şu haramlar ve farzlar konusunu, atar damar ve toplar damar gibi de anlayabilirsin sen. Bir sabah namazı mesela farzlardan bir farz olarak senin için bir dünya demek olsun.
Güzel delikanlım, sen o yaşında günlük programını sabah namazını kaçırmayacak şekilde dizayn ettiğinde; misafirliğini, derslerini, günlük sporunu ve seyahatini sabah namazına zarar gelmeyecek şekilde ayarladığın gün, gökler yere uzandı da biz rahmete erdik demektir. Artık tuzlu deniz suları bile bal oldu o gün. Sen o gün, bu toprakları Kelime-i Tevhid ile buluşturmak için yalın ayak yollara düşen Halid bin Velid’lerin, Selmanların, Sa’dların bağrında yer buldun demektir. O gün için seni şimdiden tebrik etmem mi ben?
* Ve benim sevgili gencim, susuz ve havasız kalabildiğin kadar Kur’an’sız kalabileceğini bil. Oku ve doy Kur’an’a. Meali, tefsiri, açıklaması bir kenara; onu oku. Okudukça yüksel. Sonra da onunla ilgili ilimlere dalarsın.
* Hangi fakültede olursanız olun, bir ilmihâl kitabını bir hoca efendinin nezaretinde muhakkak okuyun.
* Kâfirlerin bile kul hakkına eliniz, gözünüz değmesin. Değerse helallik alın. Maddi bir şey ise o haktan maddi karşılığını vererek, maddi değilse söz ile helallik alın ve açık alınla yürüyün geleceğin meydanlarına.
* Vakti gelince evlenin. Kör bir evlilik de yapmayın. İstişare ederek evlenin. Zevklerinizi ve hissiyatınızı değil bedenlerinizi evlendirin.
* Mü’min kardeşler denebilecek bir arkadaş çevresi oluşturun kendinize. Kimsenin elinde oyuncak olmayı kabul etmeyin.
* Bir ağabeyi kendinize yardımcı olarak kabul edin. Size ağabeylik etsin ama sizi kendine, grubuna, tarikatına değil de ümmetine toplasın. Sizin üzerinizden para, şöhret beklentisi olmasın. Siz de onun kıymetini bilin.
* Kendinize dua vakti ayırın. Arapça, Türkçe tatlı tatlı dualar edin. Dua anınız, dertlerinizi boşaltma anınız olsun.
* Sabır silahını sürekli aktif tutun. Sabırda Nuh olun, Eyyüb olun.
* Kim olursa olsunlar, hatta imanları nasıl olursa olsun anne ve babalarınızın karşısında suçlu bir evlat olarak bulunmayın hiçbir zaman. Hele annenizin karşısında şeytan sizi o tuzağa hiç düşürmesin. Olur da bir hatanız olursa kapanın ayaklarına. Durun ayaklarında günlerce, aylarca ve asırlarca. Ta ki, onlar ‘tamam’ desin.
* Ve güzel gencim, sakın umutsuz kalmayın.
Mülk Allah’ındır. Onun mülkünde siz, onun kulu iken size insanlardan ve cinlerden hiç kimse zarar veremez.
Korkmayın fanilerden. Şimdiki zaman da, gelecek zamanlar da Allah’ındır. Biz de onun kullarıyız. Korkmayın, yürüyün göklere doğru..
Güzel gencim, biliyorum senin gibi pek çok genç beni çok seviyor. Onları umudum olarak gördüğüm için, dergimi satmakta onları kullanmadığım, toplantılarıma gelmelerini mücahitlik şartı görmediğim için beni seviyorlar. Ben de onları çok seviyorum.
Mü’min gençleri, Arş’ın gölgesinin misafirleri olarak görmek istediğim için onları çok değerli tutuyorum. Onların dualarını, anne babamın dualarına benzer bir heyecanla karşılıyorum.
Ben onların elinden tutuyorum gibi görünüyor ama aslında ben onlara tutunup Rabbime gitmek istiyorum. Bunun için bana dua eden genç kızları, bıyıkları yeni terleyen delikanlıları imrenerek izliyorum. Umut dolu nemli gözlerle, onları ümmetimin bahçesinde açan çiçekler olarak izliyorum. Sabırla bekliyorum onlarla gelecek baharı.
Sen ve onlar hepinizi Allah’a emanet ederim. O sizi korusun ve büyütsün. Sizi yeşertsin de Kudüs’ten İstanbul’a kadar ümmetimin toprağı sizinle baharı yaşasın.
Var olasınız gençler. Aziz olasınız. Adınız, şanınız baki olsun. Şimdi beni duanızdan eksik etmeyin. Yarın amellerimle baş başa kaldığım yerlerde de bana acıyın ve amellerimden bir parça olarak bana yetişin. Duanızdan unutmayın beni.
Selamünaleyküm.
Nureddin Yıldız
facebook.com/nureddinyildiz
twitter.com/nurettinyildiz