‘İmandan tat almak’ nasıl olur?

‘İmandan tat almak’ nasıl olur? Bir insan hem iman ehli olur, hem de imandan zevk almıyor olabilir mi?

İmandan tat almak, ibadeti zevkle yapmak, ibadet uğruna eziyetlere katlanmak ve ibadeti her şeye tercih etmektir. Ancak ‘ibadet’ namaz kılmaktan ibaret değildir.
Allah ve Resûlünün emrettiği her şey ibadet olarak bilinmelidir. Anne babaya itaat, yoldan eziyet veren bir dikeni kaldırmak bile ibadettir. Hasta ziyaret etmek ibadettir. Emri bilmaruf ve nehyi anilmünker ibadettir.
Cihad ibadettir. İmandan tat almak için ibadeti zevkle yapmak gerekir diye bir kuraldan söz ederken, ibadetler arasında tercih yapmadan bunu gerçekleştirmek gerektiğini de bilmemiz lazımdır.
İman, altı esasa inanmakla sınırlandırılmamalıdır. Sevgiden nefrete kadar, insan olmamız hasebiyle organlarımız ve hissiyatımızın ortaya koyduğu ne varsa, imanın onda etkisi bulunmalıdır. Her şeyden önce de sevmek imanın en belirgin etki alanlarındandır.
Mü’minin, Allah’ı ve onun peygamberini, mü’min kullarını, Allah ve Resûlünün sevdiği salih amelleri sevmesi gerekir. Bu salih amelleri gereği gibi yerine getiremiyor olsa bile mü’min, onları sever, yerine getirmenin gayreti içinde olur. İmanın en tabii gereklerinden biri de, Allah’ın sevmediğini sevmemektir. Küfrü ve fıskı sevmemek imandır. Kâfirlerin, müşriklerin ve bütün iman dairesi dışında kalanların sevilmeyenler listesinde olması imanın gereğidir. Bu sevgi ve buğzun imanla olan bağlantısı, çoluk çocuğu, en yakın akrabayı ihtiva edecek kadar derindir.
‘Tat alma’ düzeyindeki bir imanın elde edilmesi için yardım edebilecek uygulamaları şöyle sıralayabiliriz:
– Kul, üzerindeki Allah’ın nimetlerini takdir etmelidir. Önce iman, eşsiz bir nimet olarak bilinmelidir. Sonra sıhhat, ebeveyn, akrabalar, kapımıza gelen rızık, huzur içinde evlerimizde uyumamız gibi nimetler hiç göz ardı edilmemelidir. Allah Teâlâ’nın bir imtihan gereği bazen kıstığı nimetlerine karşı köpürmeden eldekilerin kıymetini bilerek yaşamaya devam edilmelidir.
– Allah Teâlâ’yı, bütün isimleri ve sıfatlarıyla bilmek, imandan tat alma yolunda önemli bir yardımcıdır.
– Tefekkürü iyi bir eğitim malzemesi olarak kullanmak zorundayız. Tefekkür, özel bir okulda eğitimi verilen bir bilgi değildir. Gözün gördüğü, kulağın duyduğu, elin temas ettiği her şey iyi bir tefekkür sebebidir. Bu anlamda, tatilimizi, hasta ziyaretimizi, iyi bir sofrayı, bir sabah namazını camide kılmayı, tefekkür sebebi olarak değerlendirebiliriz. Tefekkürün en büyük düşmanı olan, mâlâyâni ve seviyesiz meclislerden uzak kalmak da yardımcımız olacaktır.
– İhlasla ibadet yapmak, zikir müdavimi olmak, en büyük zikir olarak Kur’an tilavetine yoğunluk vermek, ilim meclislerini izlemek, imandan tat almanın belki de şartlarındandır.
– Nafile ibadetleri ihmal etmemek de ziyadesiyle önemli bir nedendir.
– Asrın ve şartların icabı olan cihadı en iyi şekilde yapmaya gayret etmek, tat almak için uğraşmak olarak yorumlanmalıdır.