Heyecanını kaybeden Müslümana mektup

Hocam İslami çalışmalarımızda bir yerden sonra körelmiş gibi hissediyoruz kendimizi; ihlasımız, heyecanımız, maneviyatımız bir anda uçuyor sanki. Bunun nedeni nedir? Heyecanımızı kaybetmemek için ne yapmalıyız?

Dinimiz hayat dinidir. Dünyada yaşanmak için gelmiş bir dindir. Dünyada ve hayatta olanlar İslam dinini yaşarlar. Bunun tabii bir sonucu da şudur: Ahiret şartlarına göre İslam yaşamak isteyenler onu yapamazlar. Yapamayınca da bunalırlar. Bir zaman sonra da dinden de soğuyabilirler. Aslında yokuşa süren onlardır ama şeytan onlara dini yaşanmaz gibi hissettirir.
Doğru olan şudur:
En büyük gaye ne ise onun peşinde olacağız.
Yolda düşmemeye gayret edeceğiz.
Olur da düşersek hemen kalkacağız.
Rabbimizin kulları olduğumuz için düştüğümüz yerde ona sığınacağız. Tevbe edeceğiz, yardım isteyeceğiz.
Düşmemek için çaba göstereceğiz. Kaygan zeminlerden uzak kalacağız. Sabredeceğiz. Sürekli takviye alacağız. Takviyemiz Kur’an’dır, zikirdir, mümin kardeşlerle beraber olmaktır. Namazdır, sabırdır. İlimsiz kalmayı çölde dikili sulanmamış bir ağaç olmak gibi göreceğiz. İlmihal kitabımız masamızın üstünde duracak. Mutedil ve kendine çalışmayan, ümmetini büyüten bir alimin dersine haftada bir kere de olsa katılacağız.
Allah’a güvenimiz hiç eksilmeyecek. İbadette eksiğimiz olursa ikmal edeceğiz.
Allah’ın sevmediği insanları sevmeyeceğiz ki nefret bize etki etmesin. Sevdiklerini bağrımıza basacağız ki rahmetten esinti kapalım.
Sabredeceğiz, kazanacağız.
Kırk kere düşsek de kırk birinci dirilişe hazır olacağız. Unutmuyoruz; dünyada Müslümanız, hayat üzerinde yol alıyoruz. Bunu unutmuyoruz.
Nureddin YILDIZ
facebook.com/nureddinyildiz
twitter.com/nurettinyildiz