Evlilikte Cinsel Soğukluğu Soran Eşe Mektup

Evlilikte Cinsel Soğukluğu Soran Eşe MektupSORU: Üç yıllık evli bir bayanım. Eşim, cinsel ilişkiye sıcak bakmıyor. Erkek olarak ilişki ihtiyacı duymadığını söylüyor. Onun bu tutumundan mıdır bilmiyorum benim ilişki ihtiyacım olduğunu hissediyorum. Yanlış bir yolda mıyım, ben mi hatalıyım?

CEVAP: Kur’an’ımızın emri, eşler arasındaki ilişkinin ‘marûf’ dairesinde olmasıdır. Marûf ise her iki tarafın da inceliklerine dikkat edilen dairenin adıdır. Mesela, kadının erkeğine güzel ve şirin görünmesi erkeğin beklemesi gereken bir hakkı ise erkeğin de kadınının hassasiyetlerine özen göstermesi kadının hakkıdır ve bu anlayışın adı marûf dairesinde bir tutum sergilemektir.
Cinsel ilişki de hem erkek hem kadın için Kur’an’ımızın marûf dairesinde gördüğü haklardandır. Erkek kadar kadın da cima ile zevklenme hakkına sahiptir. Cimanın sadece erkeklerin tatmini için gerekli görülmesi fıtrata da aykırıdır, fıtrat üzere kurulu olan Şeriat’ımıza da… Kadınların kendilerini, erkeklerin ihtiyacını karşılamanın ötesinde bu zevkten müstağnî görmeleri veya göstermeleri tabii değildir.
Genel olarak kadınlar; erkekleri kovalayan, kadınları da kovalanan olarak takdir ederlerse de fıtrat, cima ile haz almayı erkeğe ve kadına aynı oranda yüklemiştir. Allah Teâlâ’nın yaratması bu şekildedir. Evet, erkek veya kadın ihtiyaçsızlık gösterebilir, bunu teşhir edebilir. Fakat bu davranış, bir zaman sonra sıkıntılı bir hayatın nedeni olacaktır. Kadının erkeğin bu ihtiyacını karşılayacak ortam ve kimliği hazırlaması onun görevidir. Erkeğin de kadını böyle bir ihtiyacın sahibi olarak tatmin etmenin kendisine görev olarak yüklendiğini bilmesi gerekiyor.
Erkeğin kadını cinsel ihtiyaç konusunda dört aydan fazla ihmal etmemesi gerektiği fakihler arasında genel bir kanaattir. Esasen bu sürenin dört ay veya başka bir zaman dilimi ile de sınırlandırılmaması gerekmektedir. Erkek ve kadının sıhhatine zarar verecek boyuta ulaşmadıkça birbirlerinin ihtiyaçlarını ve hazlarını kollamaları, zaman belirlemeyi ihtiyaca bırakmaları daha evladır.
Erkek veya kadının şehvetten kesilmiş olma durumu da muhtemeldir. Böyle bir durumda, şehvetten kesilme kimde varsa onun tedavi görmesi veya tedbirler alması görevidir. Kendisinin ihtiyaç hissetmediği bir hususta, ihtiyacı olanın sorumluluğunu taşıdığını unutmamalıdır.
Kadın veya erkek, Allah’ın adı ile akdedilmiş bir nikâhla bağlı olduğu eşinden cima hazzı ile alakalı hakkını talep edebilir. Bu kesinlikle ayıp değildir, asla haram değildir. Allah Teâlâ’nın koruması altındaki bir haktan söz ediyoruz. Toplumumuzdaki yaygın ahlâk ve ayıp anlayışının bu hususta tam doğru olanları yansıtmadığını çok rahat söyleyebiliriz. Müslüman bir kadın, evindeki temel ihtiyaçlardan biri konusundaki itirazı kadar bu konu hakkındaki eksikliğe de itiraz edebilir.

Nureddin Yıldız
www.sosyaldoku.com