Evlada mal hibe etme

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

Bu videonun sesini bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

‘Evlada mal hibe etme’ adlı videonun yazılı dökümanı aşağıdadır.

Evlada mal hibe etme

Bir baba veya bir anne çocuklarına kalacak malını ölmeden çocukları arasında taksim edebilir. Bunu ölmeden önce de yapabilir. Yani yaşlı bir baba, benden sonra mal sorunu olmasın diye çocukları arasında taksimat yapabilir. Aynı şekilde sağlığında, genç bir baba çocuklarına hediye tarzında, hibe tarzında mal verebilir. Örnek olarak, beş çocuklu bir babanın veya annenin, elindeki malı çocuklarına hibe edişini ele alalım. Bir kere, miras değildir bu. Çünkü miras bir insanın ölümünden sonra geriye bıraktığı malı üzerindeki uygulamanın adıdır. Bir insan sağken onun malı üzerinde miras uygulaması yapılamaz. Mirası, baba veya anne, mal kim verecekse, sağlığında şekillendiremez. Yani şöyle yapamaz: Ben ölünce sen şu kadar alacaksın, sen de şu kadar alacaksın, sen de şu kadar alacaksın şeklinde bir rakam değerlendirmesi yapamaz. Buna hakkı yoktur. Kendi sağlığında, sana şu kadar, sana şu kadar, sana şu kadar veriyorum diyebilir, buna hibe deriz, hediye deriz. Ama öldükten sonraki taksimata karışamaz, ne baba ne anne ne de mal bırakacak durumda olan bir başkası. Bir Müslüman malını bırakırken Allah’tan korkarak hareket etmesi gerekeceği gibi hibe ederken de Allah’tan korkması gerekir. Bu “Allah’tan korkma” neyi yansıtıyor? Bir babanın veya annenin ya da kim birisine mal verecekse Allah’tan korkup helal bir şey bırakmasını gerektiriyor. Haram bir malı, yani kullanımı haram olan bir şeyi, bir evlada, bir yeğene bırakmak doğru bir hareket değil. Bir başka ve çok önemli nokta da, anneler babalar, çocuklarına mal bırakırken, nasıl olsa benden sonra bunlar bunu kullanacaklar, bende vebal olmayacak diye rahat etmeyeceklerini görmek istiyoruz. Yani bir baba, bir anne, zehir bırakmayacak babasına, evladına diye düşünüyoruz. Bir de özellikle anne baba, evlatları arasında fitne de bırakmamalı, kavga sebebi de bırakmamalı. Bu fitne nasıl olur? Çocukları arasında dengesiz bir hibe, dengesiz bir bağışlama yaparak çocuklarının içine fitne sokar. Ne yapar? Onun yanında duran, onun hizmetinde daha çok gönlü olduğunu düşündüğü çocuğuna sağlığında beş verir, öbür çocuklarına da üç verir. Bu adaletsizliktir, zulümdür, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz böyle bir zulüm konusunda ashabını ikaz etmiştir; ‘bunu yapmayın’ buyurmuştur. Hatta çocukları arasında adaletsiz davrananların kıyamet günü bir tarafları felçli olarak geleceklerine dair de hadisi şerif vardır. Bu ikaza da dikkat etmek gerekir. Bir baba, bir anne çocuklarına, sağlığında iken mal vereceği zaman iki, üç, beş… kaç tane ise çocukları, adil mal vermelidir. Bu adalet iki türlü olabilir. Birincisi, baba veya anne öldüğünde kızlara ikide bir, erkeklere iki hisse düşecek şekilde, yani şeriatın miras taksimini ölçü alabilir. Hayır, beş, beş, beş diye üç tane çocuğuna on beşlik malını dağıtabilir. Yani herkese eşit de verebilir. İki şekilde de yani mirastaki dağıtım sistemi de fıkıhta var, rakamsal eşitlik sağlayan sistem de var. İkincisini, yani rakamsal eşitlik sağlamayı tercih ederek çocukların gönlünün malda kalmamasını tercih edebiliriz, etmemizde de yarar vardır. Allah’ın şeriatında her ikisi de caizdir, mümkündür. Ama neyi konuşuyoruz? Baba, henüz tapular, para, kasa elindeyken al, al, al deyip teslim ettiği malda adalet sağlasın diyoruz. Öldükten sonra ben şu şekilde malı dağıtın tarzındaki bir vasiyetinin değeri yoktur. Böyle bir vasiyet de vasiyet değildir. Çünkü mal zaten çocuklara kalacak. O çocuklara, sen şu kadar alacaksın, sen şu kadar alacaksın şeklinde bir vasiyet batıldır. Vasiyet, şartlarına uyulduğunda, mirasçı olmayacak yabancılara yapıldığı zaman vasiyettir. Demek ki, babalar anneler, çocuklarına sağlıklarında mal verebilirler. Bütün malını, miras kalmayacak şekilde sağlığında verebilir, adaletli olmak şartıyla. Bu adalet nedir? Rakamsal olarak herkesi eşit bir şekilde değerlendirmektir.