Bedenim öyle büyüsün ki cehennemde..

Hz. Ebubekir’in (r.h) ”Bedenim öyle büyüsün ki cehennemde başkasına yer kalmasın” sözünün aslının olmadığını söylemişsiniz, halbuki Bediüzzaman’ın aksini söylediği ifadesi var:
 
“Büyük Cihad’ın ve Sebilürreşad’ın neşrettiği gibi ben ilân etmişim ki; dine, imana hizmeti ve Risale-i Nur’u değil dünya siyasetine, belki kemalât-ı maneviye ve makamat-ı âliyeye âlet edemediğim gibi, herkesin hoş gördüğü saadet-i uhreviye ve Cehennem’den kurtulmaya vesile etmemek ve yalnız emr-i İlahî ve rıza-yı İlahîden başka hiçbir şeye âlet etmemek, bu zamanda Nur’un hakikî kuvveti olan sırr-ı ihlas-ı hakikîyi muhafaza etmeye beni mecbur etmiş ki: Sıddık-ı Ekber’in (ra) dediği olan
 
“Mü’minler Cehennem’e gitmemek için Allah’tan isterim, benim vücudum Cehennem’de büyüsün ki, onların yerine azab çeksin.”
diye söylediği kudsî fedakârlığının bir zerresini ben de kendime kazandırmak için, iman ile Cehennem’den birkaç adamın kurtulmaları için Cehennem’e girmeyi kabul ederim demişim. Zâten ibadet, Cennet’e girmek ve Cehennem’den kurtulmak için kılınmaz; bozulur. Belki rıza-yı İlahî ve emr-i Rabbanî için yapılır.” (Emirdağ Lahikası-II, s.152)
 
Hocam bir beşer olarak yanılmış ve insanlara yanlış bilgi vermiş olabilir misiniz?


 

Bir beşer olarak ben yanılmam da kim yanılabilir? Elbette yanılma payım vardır hem de çok yüksek bir paydır bu. Ancak yanılıp yanılmadığımızı Kitabımız Kur’an’la ve onun izahı olan Sünnet ile belirleyebiliriz. Birbirimizin ölçüm cihazı olacak hâlimiz yoktur. Allah Teâlâ, onun dinine ait bir meselede indî görüş belirtmekten hepimizi muhafaza buyursun. Âmîn.
 
Meselemize gelince, sizinle tartışmaya girmemin hiçbir anlamı yoktur. Siz zaten bir Kur’an âyeti gibi görmüşsünüz o sözü. Yanılma payını sıfırlamışsınız. Faydası olmayacak bir tartışma ile birbirimizi rencide etmemizin gereği olmaz. sadece ahirette, bildiğimi gizlememiş olmak için size bunları yazıyorum:
 
– Ebu Bekir radıyallahu anh bu ümmetin Peygamber aleyhisselamdan sonraki en büyüğüdür. Allah’ı ve dinini en iyi bilen, yaşayan odur. O kadar ki onu sevmek bile imana delalet eden hususlardan bilinmiştir. Allah ondan razı olsun.
 
– Her namazda selam vermeden önce yaptığımız Kur’an dualarından birinde ‘bizi cehennemden koru’ diye dua ediyoruz. Ebu Bekir radıyallahu anh da, bu duayı ve daha fazlasını yapıyordu. Bir yandan cehennem azabından korumasını Allah’tan isteyip öte yandan ateşe meydan okumanın akılla izah edilebilir bir yönü olabilir mi? Humanizm uğruna bu ümmetin büyüğünün adı neden kullanılsın ki?
 
– Ebu Bekir radıyallahu anh bir sözü söyledi ise ve o söz de bize sahih yollarla ulaştı ise dilimiz, elimiz kolumuz bağlanmıştır. Ne dedi ise onu, hayırlı ve gerekli görürüz, görmek zorundayız.
 
– Dinimizin ilk gününden bugüne kadar, din adına aktarılan bütün sözler ve olaylarla ilgili taşıma ilkeleri sabittir. Başta Kur’an’ımız ve Peygamber aleyhisselam efendimizin hadisleri olmak üzere kimin neyi ne zaman söylediği bir kural üzerinden değer taşır. Bu kurallardan biri de Said Nursi rahmetullahi aleyhin onu kullanmış olması değildir. Söz bin kere değerli olsa bile mü’mini bağlayıcı nitelik kazanması için onun, rivayet dediğimiz zincirin sabit/sarih kuralları içerisinde bize ulaşması gerekir.
 
Siz Said Nursi rahmetullahi aleyh başta olmak üzere pek çok mü’minin hakkına tecavüz ettiniz. Benim hakkım önemli değil ama cehennem azabından ödü patlayan Ebu Bekir radıyallahu anhın ağzından söylemediğini söylemeniz ağırdır. Evet, siz aktarmıyorsunuz bunu ama bir Kur’an âyetini müdafaa eder gibi müdafaa etmeniz bunu yansıtıyor.
 
Allah’a emanet ederim sizi.
Selamünaleyküm.
Nureddin YILDIZ
fb.com/nureddinyildiz
twitter.com/nurettinyildiz
instagram.com/nureddinyildiz