Arkadaşlığın veya dostluğun sınırı olmalı mıdır?

Arkadaşlığın veya dostluğun sınırı olmalı mıdır?

Kesinlikle olmalıdır. Sınırsız bir sevgi ve sınırsız bir düşmanlık pek çok yönden akidemizle ters düşer. Her şeyden önce sınırsız bir sevgi sadece Allah Teâlâ için olabilir. Mü’minler O’nu sonsuz bir sevgiyle severler. Beşer arasında da Peygamber aleyhisselamı, bir kul olarak hiç kimseyle kıyas edilmeyecek ölçülerle severiz. Arkadaş veya dost olarak benimsediklerimizi severken iki şeye dikkat ederiz.
Birincisi: Sevdiğimizi Allah rızası için ve İslamî ölçülerle severiz ki, sevgimiz bizi insanî yönümüzle tatmin ederken Allah katında da ecir kazanmamıza vesile olsun. Sevdiğimizi Allah için sever ve bu hissimizi de ona bildiririz.
İkincisi: Karşımızdakinin masum olmadığını, yanılıp bizi üzebileceğini kabulleniriz. Bir melekten beklenebilecekleri beklemeyiz ondan. Şüpheci bakışlarla onu incelememiz anlamına da gelmez bu tutumumuz. Bilakis dengede kalmayı, sevgiyi abartmamayı gerektirir. Dostlarımızın dostluk sınırlarını iyi belirlememiz bize menfaat olarak döner. Ticari veya mesleki bir dostluk, dini duygularla ilerleyebilir. Bir hac beraberliği dönüşte sıcak sahneler oluşturabilir. Bir seyahat arkadaşlığı iyi sonuçlar doğurabilir. Nedeni ne olursa olsun, oluşturduğumuz dostluklarımız bizi şu hususlarda gevşekliğe sevk etmemelidir:
1- Dostluğun etkisiyle hısımlık bağı kurulabilir. Ancak bu bağın kurulması için gerekli inceleme ve araştırmada gevşek davranılmamalıdır. Evlilik, bir yolculuktaki muhabbetin ötesinde derin ilişkiler getirecektir. Bunu takdir etmiş olmak gerekir. Yolculuğu paylaşmakla hayatı paylaşmak arasında büyük farklar vardır.
2- Aynı durum ticari ortaklıklar için de geçerlidir. Dostluğa rağmen, kuralına göre ticaret yapılmalıdır.
3- Mal alıp vermede, borç ilişkilerinde, dostluğu ve arkadaşlığı tek belge olarak görmek kesinlikle hatadır. Dostluğa rağmen ‘belge’ ve kurallar aranmalıdır.
4- Dostluk ve arkadaşlık, bütün sırlarda bir ağ üzerinde buluşmayı mubahlaştırmamalıdır. Özellikle ev ve aile mahremiyeti gerektiren meselelerde usulleri zorlamak yanlıştır.
5- Dostluk ve arkadaşlığın, ailenin diğer fertlerine de taşınmasını beklemek her zaman olumlu sonuç vermeyebilir. Fiziki ve sosyal şartlardaki beraberliğin mizaç uyuşması için yeterli olmayabileceğini takdir etmek durumundayız. Bedenlerin bir araya gelmesi kadar, kalplerin de sevişmesi şarttır.
6- Birbirlerini affetmeyi bilmeyenlerin dost olmalarının bir anlamı yoktur. Çünkü dostluk ve arkadaşlık, şeytanın sürekli fitne üretebileceği bir beraberliktir. Dostların birbirlerine en güzel ikramlarından biri, affedici olmalarıdır. Eğer affın kabullenilemeyeceği bir durum varsa, o zaman meseleyi düşmanlığa dönüştürmeden beraberliği bitirme yolu tercih edilebilir.