Âfet Haline Gelen Gizli Nikah ve Ağlanacak Halimiz

Hocam Selamünaleyküm
Son zamanlarda, mütedeyyin gençlik arasında oldukça yaygınlaşmış olan aileden habersiz gizli evlilik (nikah) meselesi kafamı kurcalamakta.
Dindar geçinen, ama karşı cinsten de kendini alamayan gençlerimiz arasında, ailelerinden gizli evlilikler çok fazla yaygınlaştı. Yapmayın etmeyin dediğimde ise fetvalarını aldıklarını, hatta sizin de buna, dolaylı da olsa onay verdiğinizi söylediler. Sitenizde yaptığım ufak bir araştırma sonucunda, aileden habersiz yapılan bu evliliklerin caiz olmadığını söylediğiniz bir ifadeye rastlayamadım. Aksine caiz olmakla beraber çok da hoş karşılamadığınız kanaatine vardım. Yine de onların yaptığı evlilikle sizin caiz olduğunu belirttiğiniz evliliğin aynı şey olduğunu düşünmüyorum.
1) Ailenin rızası alınmaya çabalanmadan, razı olmayacakları farz edilerek hiç bir şey söylenmeden evleniliyor. Evlilikte ilan etme yok mudur? Bir kaç kişi hariç kimsenin bilmediği bir evlilik olabilir mi?
2) Dini nikah yapılsa bile bir evlilik yaşantısı yok ortada. Taraflar kendi ailelerinin evlerinde kalıyorlar. Dışarda görüşüyorlar ve mesajlaşıyorlar. Öğrencilik bitene kadar bu yıllarca sürüyor. Nikahın yapılma sebebi, flört dönemi yaşamak ise bu nasıl nikah olabiliyor? Sevgililikten farkı var mı bu durumun? 

Selamünaleyküm.
İsterseniz bu ‘yaygın’ kelimesini ‘âfet’ olarak değiştirelim. Gençlerin günübirlik tatmin heyecanını evlilikle maskelendirmeleri, ne yazık ki bir âfete dönüşmüştür. Bizim böyle bir âfete sıcak (!) bakmamıza gelince; biz bir şeye sıcak veya soğuk bakabilecek noktada değiliz. Ulemamızın din adına söylediklerini naklediyoruz sadece. Bunu da insanların sözlüğe bakmadan anlayabilecekleri dille yapıyoruz da insanlar da bunları bize ait zannediyor. Bu kadar açık bir gerçektir bu.
Belirttiğiniz konuya gelince:
Nikâhlı olmanın ölçüleri bellidir. ‘İlan etmek’ ten kastın ne olduğu da bellidir. İnsanlara göre din kuralı koyamayacağımıza göre, dini olduğu gibi anlatacağız. Herkes de kalbindeki imana göre şekil alacaktır.
– Erkek açısından nikâhlanmak için bir izin alma söz konusu değildir. Erkek nikâhlanır, nikâhı şartlarına göre oluşturduktan sonra ilan etti mi de nikah geçerlilik kazanır.
– Kızların ise veli/baba/aile izni almaları şarttır. Bu izin alınmadan yapılan nikâh, kız tarafı için en iyi ifade ile fıkhen pürüzlü bir nikâhtır.
– İlan etme yani duyurmanın bir asgarisi, bir de azamisi vardır. Asgarisi, İKİ MÜSLÜMAN’ın bilmesidir. İki Müslümanın şahitliği ile nikâh için ilan etme yerini bulmuş olur. Bu rakam, Kur’an kökenli olduğu için buna bir ayrıntı getiremeyiz. Azamisi ise, yöre halkının duyacağı bir düğündür. İnsanların bu husustaki uygulamaları imanlarını yansıtır. Kıl payı denebilecek bir seviyeden imanına bağlı olan da olur, en üst seviyeden bağlı olan da olur. Dış görüntülerin mü’min frekanslı olması, kalplerdekinin de öyle olduğunu göstermez, herkes imtihandadır bu dünyada. İmtihanımız, sadece Filistin’de Yahudi’ye karşı değil ya; hayat olduğu gibi bir imtihandır. Nikâh da hayatın kalbindedir. Nikâh meselesinde iman/takva barajına takılanların sakallı olmaları, cihat edebiyatı yapmaları, dergi gazete çıkarmaları, insanları İslam’a davet etmeleri, Hristiyanlığı, Yahudiliği, Birleşmiş Milletler’i tenkit etmeleri, varolan gerçeği ortadan kaldırmaz.
– Nikâh hususunda, sizin endişenizde işaret ettiğiniz gibi bir sertliğin ortaya konması ya da bu husustaki kati ve uç fetvaların bulunup onların ortaya konması, sosyal bir sıkıntıyı beraberinde getirebilir. O sıkıntı da, gençlerin ‘madem öyle, nikâha da gerek yok’ şeklinde bir vurdumduymazlığa kayma tehlikeleridir. Bunu da dikkatten kaçırmamak gerekir. Biz insanları böyle yaygın bir sosyal afetten yönlendirirken bu inceliği dikkate almak durumundayız. Mezhepler arasındaki içtihat farklılıklarının da böyle fitne oluşturabilecek meselelerde rahmet olduğunu görüyor ve kullanıyoruz.
– Bu sitede, konu ile alakalı yüzlerce cevapta bu temel çizgilerin haricinde bir esneklik yoktur diye düşünüyoruz. Olmaması için gayret ediyoruz. Sabit bir nokta bulursanız onu lütfen belirtiniz, tashih edelim.
– Bu hususta asıl endişe edilmesi gereken ise, sebeplerin ortadan kaldırılamayışıdır.
* Kızlarımızın üniversiteyi put haline getirip hayatın olmazsa olmazı yapması, ailelerin de bu durumu cihat gibi görmesi,
* Ev dışında olmanın erkek veya kız için aynı serbestlikte kullanılabilmesi, tehlikenin sadece terör ve trafik tehlikesi olarak anlaşılması,
* Müslüman kızlarımızın tesettürü ‘helalleştirilmiş teşhir’ aracı haline getirmesi,
* İffetle alakalı hassasiyetlerimizin, eskilerde kalmış bir durum haline düşürülmesi,
* Ahlâk dinin bir parçası iken, günümüz Müslümanları için ekonomiden sonra gelen bir değere dönüştürülmüş olmasından rahatsızlık duyulmaması,
* Vahşi Kapitalizmin çarkları arasında kadim değer ve inançlarımızın lime lime edilmesi, adım adım liberalleşiyor olmamız,
* İlmihal bilgisinin abdest ve namazla sınırlandırılması ve medya/internet aleminin ilmihal konusuna dahil edilmemesi,
* Müslüman çocuk yetiştirmenin sadece Kur’an öğretmek, yaz aylarında ise camiye göndermek olarak algılanması,
* Mü’minlerin birbirleri ile ailece ziyaretleşmeyi, ashabı kiram gibi kardeş olabilmeyi, sadece tarikat-cemaat beraberliği olanlara mahsus bir durummuş gibi algılamaları,
* Anne babaların çocuk yetiştirmeyi, asrın cihadı olarak göremeyişi,
* Aile mefhumunun; evlenmek ve balayına gitmek, mobilya taksiti ödemek, beraber düğünlere gitmek olarak sınırlandırılması, aksine aile kurmanın bir ‘İslam Devleti’ kurmak kadar zor ve mübarek olduğunu bilemeyişimiz..
Önce bunlar çözülecek ki, sanal alemde birbirine aşık olan gençlerin batırdığı bir dünyada yaşamayalım.
Şurada veya buradaki çaresiz mü’minlere ağlarken, biraz vakit ayırıp kendi hâlimize de ağlayabiliriz artık.
Selamünaleyküm.
Nureddin YILDIZ

facebook.com/nureddinyildiz
twitter.com/nurettinyildiz